Blog

Yapıt Okumaları Dizisi 1 - Claudia Hart: Salıncak

20 Mayıs 2020 Çar

Yapıt Okumaları Dizisi, mevcut sanat eleştirisinde ve kendi yazma pratiğimde gözlemlediğim bir eksiklikten doğdu: Sergi eleştirileri, röportajlar ve monografik sanatçı okumaları yapılsa da, tek bir yapıta odaklanarak onu analiz etmek, yorumlamak, yani bir yapıt okuması yapmak daha az rastladığımız bir eleştiri biçimi. Yapıt Okumaları Dizisi’nde, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan yapıtlardan, merak ettiğim, peşine takılmak ve de üzerine düşünmek istediğim yapıtlara tekil olarak odaklanıyor ve bu yapıtlar üzerine metinler üretmeyi hedefliyorum. Bu metinlerden beklentim, yeni ve deneysel olmaları, yapıtı donatmaktan ziyade yapıta taze bir bakış açısı getirmeleri ve hem beni hem de okuru daha önce uğramadığımız yerlere götürmeleri.
Nergis Abıyeva

İmgeler bizi bir yerden yakalar. Ya da bizi yakalayan imgeler üzerine yazarız. Claudia Hart’ın Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan Salıncak (2006) adlı on dakikalık video çalışması, beni ilk saniyelerinde yakaladı. Video çalışma, çıplak bir kadının salıncakta sallanmasından oluşuyor; görüntüler 3D animasyon formatında hazırlanmış. Gökyüzüne asılmış bir salıncakta yavaş denebilecek farklı hızlarda sallanan bir kadın görüyoruz. İlerleyen saniyelerde videoya dahil olan ağaçların video boyunca geçirdiği renk ve biçim dönüşümlerinden mevsimlerin, yılların geçtiğini anlıyoruz. Videoya Kurt Hentschlager’ın müziği eşlik ediyor.

Salıncak’ın beni ilk saniyelerinde yakalama sebebi, sanat tarihinden bildiğimiz, Rokoko Dönemi Fransa’sının öne çıkan sanatçılarından Jean-Honoré Fragonard’ın Salıncak ismini taşıyan 1767 tarihli resmini hatırlatması ve Hart’ın hem ismiyle, hem videodaki kadının yüz ve beden hatlarıyla bu resme referans verdiğini düşündürmesi. Fragonard’ın Salıncak’ı benim için yalnızca tanıdığım, bildiğim bir resim olduğu için değil, ilk gördüğümden beri üzerine düşündüğüm bir resim olduğu için önemli. Daha sonra Hart’ın röportajlarını okuyunca sanatçının kendisinin de Fragonard’ın Salıncak’ına referans verdiğini öğrenmiş oldum. Claudia Hart, 1990’ların ortasından beri yeni medya sanatı alanında üretim yapan bir sanatçı. Üretimi feminist, dışavurumcu, psikolojik özellikler gösteriyor. Sanatçı kadın bedeninin, kadının çıplaklığının sanat tarihinde nasıl ele alındığıyla ilgileniyor ve çalışmalarında genellikle klasik resimlerde gördüğümüz balık etli, kadınsı hatları dolgun kadınlara yer veriyor. Hart, kendi deyimiyle erkek ressamların alanlarına girmek, sanatçı bir kadın olarak dişil erotica’yı yeniden tanımlamak istiyor. 1 Salıncak işinde bunu nasıl gerçekleştirdiğine ya da gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bakalım ve en sonda söylenebilecek şeyi en başta söyleyelim: Hart, Salıncak videosunda, röntgenci bakışı ortadan kaldırıyor. Peki nasıl?

Jean-Honoré Fragonard, Salıncak,
1767-1768.
Wallace Koleksiyonu’nun izniyle.

Fragonard’ın Salıncak’ı Rokoko Dönemi’nin en ikonik resimlerinden biri. Hikâyesi tablonun içinde olan, anlatımcı bir resim.2 Resmin merkezinde ağaca asılı salıncakta sallanan bir kadın görürüz. Kadın, arkasında duran yaşlıca bir adam tarafından sallanırken, resmin sol tarafında kadına doğru bakan genç bir adam gizlenmektedir. Resmin sol tarafında yer alan cupid’in eliyle yaptığı sus işaretini takip ederek fark ettiğimiz, resmin sağında bulunan köpek hikâyenin önemli kahramanlarından biridir. Dikkatli bakıldığında, klasik resimlerde sadakati sembolize eden köpeğin burada havladığı görülür. Fragonard, salıncaktaki kadının, arkasındaki adamın ittirmesiyle sallanıp dururken ayakkabısını çıkardığı anı resmetmiştir. Resimde ayakkabının ayaktan çıkması o dönemin resim anlayışında flörtöz ve erotik bir işaret olarak yer alıyor. Fragonard’ın Salıncak’ının Baron Saint Julien tarafından ısmarladığını Charles Collé’nin hatıralarından biliyoruz: Salıncak, Baron tarafından önce bir başka sanatçı François Doyen’e ısmarlanmış, Doyen kabul etmemiş ve Baron’a Fragonard’ı önermiştir. Merkezdeki kadın, baronun metresidir. Baron, Fragonard’dan kendisini resme metresinin eteğinin altını görebilecek şekilde yerleştirmesini ve salıncağın bir rahip tarafından sallanmasını istemiştir.3 Fragonard, Baron’u resme dediği gibi yerleştirmiştir; kadının arkasındaki rahip de salıncağı sallayarak Baron’un röntgenci bakışına hizmet etmektedir.4 Yani Baron’un isteğiyle resimdeki kadın bedeni objeleşmiş, resme röntgenci bir bakış yerleştirilmiştir. Akla feminist teorinin etkili isimlerinden Laura Mulvey’in bakma hazzını etkin/eril ve edilgen/dişil olarak bölmesi gelir.5 Fragonard’ın Salıncak’ında ilgi çekici olan, benzer örneklerin aksine, ressamın izleyiciyi röntgenci olarak konumlandırılmaması, tam tersi izleyiciye olayı çözümleyecek bir gözlemci rolü vermiş olmasıdır. İzleyici, dikkatli ve ayrıntıcı bir bakışla resme bakacak, işaretleri takip edecek, hatta bir tür dedektiflik yaparak röntgenci bakışı da yakalayacaktır. Yani Salıncak, sipariş üzerine yapılan bir resimde, sipariş üzerine yerleştirilmiş röntgenci bir bakışı içeren, fakat izleyiciye de aktif bir rol veren nadir resimlerden biridir.

Claudia Hart, Salıncak, 2006.

Hart’ın Salıncak’ına geri döndüğümüzdeyse gördüğümüz, merkezdeki kadının etrafındaki erkeklerden ve röntgenci bakıştan kurtulmuş olduğudur. Üstelik salıncakta sallanmak için kendisini ittiren bir erkeğe de ihtiyacı yoktur. Hart, kadının kıyafetlerini çıkartarak vücudunu tamamen sergilemişse de, aynı zamanda röntgenci sevgiliyi ortadan kaldırarak röntgenci bakışı da bertaraf etmiştir. Kadının bedeni tamamen çıplak olsa da röntgenciliğe maruz kalmadığı için yapıtın bir nesnesi değil, bilakis öznesidir. Bu noktada, akla sanat tarihinden ve sanat eğitiminden bildiğimiz nü çalışmalar gelebilir, Hart’ın videosu da tıpkı nü çalışmalar gibi cinsellikten soyutlanmıştır. Mesele bedenin çıplaklığından ziyade, onun nasıl ele alındığı, yani bedene yönelen bakıştır. Hart’ın Salıncak’ının Fragonard’ın Salıncak’ını görsel ve düşünsel olarak tartışmaya açtığı, ona feminist bir güncelleme getirdiği kesin. Bununla birlikte Hart’ın çalışması Fragonard referansından bağımsız olarak da son derece güçlü: Hart’ın Salıncak’ındaki kadın, düzlem üzerinde yalnız başına, adeta yeryüzüne hükmeden bir Tabiat Ana olarak kendini gerçekleştirir. Hart, böylece Fragonard’ın Salıncak’ına bir yanıt vermiş, aynı zamanda kendi deyimiyle dişil erotica’yı yeniden tanımlayacak bir öneri sunmuştur.



1 Susan Silas, “The Virtual Is Liminal: An Interview with Claudia Hart”, https://hyperallergic.com/289316/the-virtual-is-liminal-an-interview-with-claudia-hart/, 24 Mayıs 2016.

2 Salıncak, Fete galantes türünün bir örneği. Bu resim türünü sanat tarihine kazandıran Antoine Watteau (1684-1721). Flandralı, Rubens geleceğini sürdüren Watteau şiirselliğin, flörtün, hazzın, gizemin, erotizmin ve aşkın ön planda olduğu resimler gerçekleştirmiştir; kadınlarla erkeklerin birlikte, pastoral denilebilecek kırsal alanlarda flörtöz ve erotik sahnelerini resimler. Bu resim türünü, Rokoko’nun hitap ettiği sınıfın, yani Aristokrasi’nin gündelik yaşam sahneleri olarak da ele alabiliriz. Bu resimler Fragonard’ın da yer aldığı Geç Rokoko Dönemi’nde moda olmuştur.

3 Mary Sheriff, “Love or Money? Rethinking Fragonard”, Eighteenth-Century Studies, Vol. 19, No. 3 (Spring, 1986), s. 340.

4 Fragonard’ın Salıncak resmine dair anlatıların çoğu, salıncağı sallayan kişinin rahip değil metresin kocasını öne sürse de, Fragonard uzmanı Mary Sheriff kadını sallayan kişiden “cleric” (rahip, din adamı) olarak söz eder. Figürün sivil kıyafetler içinde olması ve rahipliğe dair bir işaret taşımaması tepki çekmemek için bu şekilde resmedildiğini düşündürür.

5 Charles Harrison-Rachel Wood, Sanat ve Kuram: 1900-2000-Değişen Fikirler Antolojisi, Küre Yayınları, s. 1031-1032.

YAZAR HAKKINDA
Nergis Abıyeva, İstanbul’da yaşayan sanat tarihçisi, sanat eleştirmeni ve bağımsız araştırmacıdır. 2014 yılında Dadaizm’in Sürrealizm Üzerindeki İzleri adlı lisans teziyle MSGSÜ Sanat Tarihi bölümünden onur derecesiyle mezun oldu, lisans eğitimi sırasında Brera Akademi’de öğrenim gördü. MSGSÜ Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat yüksek lisans programından Tiraje Dikmen’in Sanatı ve Hayatı başlıklı teziyle mezun oldu. 1950’lerde Paris’e giden ressamlar bağlamında Tiraje Dikmen konulu araştırmasıyla 2017 yılında SALT Araştırma Fonu’nu kazandı. 2015-2017 yılları arasında Maçka Sanat Galerisi’nin 40. Yıl Projeleri için arşiv sorumlusu olarak çalıştı ve arşiv sergilerinin düzenlenmesine katkıda bulundu. Görünmeyene Bakmak kitabının editör yardımcılığını üstlendi. 2017-2019 yılları arasında İstanbul merkezli özel bir koleksiyonda görev aldı. Nisan 2019’tan itibaren Arter’de araştırmacı olarak çalışan Abıyeva’nın makaleleri 2015 yılından itibaren Sanat Dünyamız, Varlık, PRŌTOCOLLUM, Genç Sanat Dergisi, Istanbul Art News, Birikim gibi süreli yayınlarda ve kitaplarda yayımlanmaktadır. Abıyeva 2017 yılından itibaren AICA (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği) üyesidir ve 2019 yılı itibariyle modern ve çağdaş sanat üzerine seminer programları ve bağımsız dersler yürütmektedir.

Sayfayı Paylaş