Blog

İnsan Çağı: Artırılmış Gerçeklikle

16 Mayıs 2019 Per

Küratörlüğünü Kathleen Forde’un üstlendiği Uvertür: Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Seçki 9 Mart’ta Perili Köşk’te kapılarını ziyaretçilerine açtı...

DENİZ CAN
denizdcan@me.com

25 Ağustos’a kadar Borusan’a ait mekânda görülebilecek bu sergide işleriyle yer alan isimlerin arasında Kanadalı fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky de bulunuyor. Koleksiyonunda ve sergilerinde teknolojinin tüm imkanlarından faydalanılarak üretilmiş işleri ziyaretçilerine sunan Borusan Contemporary, Forde’un kürasyonunda gerçekleştirdiği son sergisinde de farklı teknik kullanımları esas alan çeşitli işler üzerinden beklentileri karşılıyor. Sergi, fotoğrafın güncel kullanımları üzerine kafa yoran birçok sanatseveri yaratıcı çözümleri incelemeye davet ediyor. Bu bağlamda, manzaralarıyla büyüleyen Burtynsky’i farklı bir çerçeveden görme şansını kaçırmadığım için mutluyum.

Edward Burtynsky daha önce ağırlıklı olarak fotoğraf üzerine çalışmış bir sanatçı. Fakat sanatçının bu alana olan hakimiyeti ve görsel etki yaratma arzusu onu fotoğraf ile bağlantılı farklı teknolojik araştırmalara sevk ediyor. Peki eser bu beyaz küp müze ortamında izleyiciyi nasıl yakalıyor? Burtynsky’nin sergi kapsamında izleyiciyle buluşan AR #1, Hurda Motor ve Jantlar, Agbogbloshie Geri Dönüşüm Alanları, Akra, Gana / Yer Boyutunda Tecrübe işi, fiziksel mekânı artırılmış gerçeklik yardımıyla dönüştürüyor. Adeta tertemiz salonunuzun orta yerine dökülmüş bir kova çöpün yarattığı rahatsızlık hissi. Bu dönüşümü sağlayan yardımcı araçlar ise bir tablet ve artırılmış gerçekliğin üzerinde belirdiği zemindeki “kaide”.

Tablet ekranı aracılığıyla görülen 3 boyutlu imgeler ile doğrudan bakıldığında görülenin arasında tezatlık oluşturan görsel deney, ilk anda gözlemcisini oldukça şaşırtan bir çalışma. Eser sizi amacı doğrultusunda ilk görüşte rahatsız etse de tekrar bu amaç doğrultusunda kendine çekmeyi başarıyor. Sergilenen işin temel prensibi yaklaşık 4000 fotoğrafın bilgisayar ortamında işlenmesi sonucu elde edilen artırılmış gerçekliğin bir tablet yardımıyla gerçek dünyada gerçek zamanlı olarak can bulmasına dayalı. Bahsi geçen 4000 fotoğraf Burtynsky’nin Gana, Accra’da bir otomotiv geri dönüşüm tesisinde kaydettiği görüntülerden meydana geliyor. Kim derdi ki bir geri dönüşüm tesisinden binlerce kare izleyicisine hayatı ve insanlığı sorgulatsın!

İşin aktive olmasıyla birlikte bir içten yanmalı motoru oluşturan parçalar ya da benzer araba parçaları üç boyutlu olarak ortaya çıkıyor. Artırılmış gerçekliğin sunduğu parça yığınına fiziksel dünyada mekân zemininde, mekanik bir aletin patlamış resmini andıran görsel eşlik ediyor. Burada patlamış resimlerde bulunan parça tanımları yerine Demir (Fe), Nikel (Ni), Karbon (C), Alüminyum (Al), Krom (Cr), Molibden (Mo), Silisyum (Si), Bakır (Cu) ve Mangan (Mn) gibi elementlerin sembolleri görseli destekliyor. Elinizi uzatsanız tutabilecekmişsiniz izlenimi yaratan bu parçalar ile zemindeki sembollerin tesadüf eseri bir araya gelmediği ve sanatçının bilinçli tercihlerinin sonucu olduğu aşikar.

18. ve 19. yüzyıllarda toplumsal etkileri kıtalara yayılan Sanayi Devrimi ile birlikte makineleşme, nüfus artışı, şehirleşme, sanayileşme ve fosil yakıt tüketimine bağlı yüksek karbon emisyonu, kontrolsüz atık üretimi ve daha birçok olumsuz sonuç günümüzde gezegeni tehdit ediyor. Burtynsky’nin AR #1 işinde özellikle sanayi devriminin günümüze kalan mirası otomobili meydana getiren parçaları bir geri dönüşüm tesisi içerisinde sahnelemesi sanayi devrimi ile birlikte insanın gezegene olan müdahalesini tam kapsamıyla algılamaya imkân sağlıyor. Bu parçaların bir zamanlar pırıl pırıl arabalara ait olduğunu düşünmek, toplu atık halinde biriktikleri tesis içindeki formlarını gördükten sonra oldukça güç. Tüketime hazır göz alıcı bir arabadan hurdalıktaki metal yığınına giden süreç günlük hayatta göz ardı ettiğimiz birçok konudan biri.

AR #1 sadece teknik ve görsel nitelikleriyle değil aynı zamanda kavramsal olarak da izleyicisini hem zorluyor hem de düşünmeye sevk ediyor. 40 yılı aşkın bir süredir, insanın tür olarak üzerinde yaşadığı Dünya’ya uyguladığı etkiyi farklı medya üzerinden inceleyen Burtynsky, burada görülen artırılmış gerçeklik haricinde fine art fotoğraf baskıları, yapay gerçeklik, film, sanatçı kitabı ve bilimsel araştırmadan oluşan Anthropocene Project [İnsan Çağı Projesi] ile aslında bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz insan tahribatını vurucu imgelerle karşımıza çıkarıyor. AR #1 bana sosyal medyada paylaşılan ve bakmaktan kendimizi alamadığımız çöp denizi, doğaya atılan insan üretimi parçalardan kahraman insanlar tarafından kurtulan diğer canlılar ve canla başla sahil temizleyen insan videolarını hatırlatıp benzer bir tatmin yarattı. Son dönemde dünyanın dört bir yanında sadece iklim ve çevre aktivistleri değil, insanlık tarihi ve dünyanın geleceğini kaygıyla izleyen bireyler; gezegen üzerindeki insan manipülasyonunu sınırlandırmak, negatif etkilerin önüne geçmek, iklim felaketlerine, küresel ısınma ve çevresel kirliliğe dikkat çekmek üzere eylemler yapıyorlar. Eko-bilinçli bireyler ile Burtynsky’nin ortak gözlem ve değerlendirmeleri farkındalık ve değişim yaratmak üzere fotoğraf sanatçısının yaratıcı dünyasında ete kemiğe bürünüyor.

Kendi felaketimizden kaçabilir miyiz? İşte bu soru bir muamma olsa da sanatçıların içinde yaşadıkları döneme ışık tutma ve kayıt altına almanın ötesinde, topluma yol gösterme ve toplumsal değişimlere ön ayak olma kabiliyetlerini artık birçok örnek sayesinde biliyoruz. Günümüzde özellikle ekoloji ve teorisyenlerin insan çağı [anthropocene] olarak adlandırdığı içinde bulunduğumuz döneme dair çalışmalar yapan sanatçıların sayıca fazla olduğu söylenebilir.

Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu içerisinde yer alan birçok iş de, koleksiyonun doğa ile temasını sağlıyor. Hem kurum kimliği hem de sanat politikası bağlamında koleksiyonun içerisinde ve sergilerde doğayı içeren işlerin yer alıyor olması günümüz şartları içinde önemli. Koleksiyona dahil edilen Boomoon’un İsimsiz işleri, Charles Xelot’un Forest (Orman) serisi, Miru Kim’in kromojenik baskıları sadece göze hoş gelen manzaralar olarak değil koleksiyondaki diğer işlerle iletişim içinde değerlendirildiğinde de eleştirel düşünceyi merkezine oturtan bir koleksiyon ve sanat programı ile karşılaşıyoruz.

YAZAR HAKKINDA
Deniz Can
İzmir’de 2011 yılında program koordinatörlüğünü üstlendiği KKSM ile sanat sektörüne dahil olan Deniz Can, burada yerel yönetimler, kültür kurumları ve üniversitelerin desteğiyle aylık çıkardığı rotalar üzerindeki sergilerin anlatım eşliğinde gezildiği ilk Sanat Rotası etkinliklerini gerçekleştirdi. Etkinlik serisi, bugün kurucu ortağı olduğu deneyimsel sanat girişiminin tohumlarını attı. Sanat ve izleyici deneyimi odaklı çalışmalarını İstanbul, İzmir ve yurt dışında sürdüren Can, İzmir’de kuruma bağlı edindiği küratörlük tecrübesini bağımsız olarak sürdürmek üzere İstanbul’a yerleşti. Özel İzmir Amerikan Koleji, Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans eğitimini tamamlayan Can, akademik yazım alışkanlığını profesyonel olarak sürdürmektedir.

Sayfayı Paylaş