
DR. KUMRU EREN
Borusan Contemporary Müdürü
Thebai yolunda Sfenks, Oidipus’a sorar: “Tek sese sahipken dört ayaklı, iki ayaklı ve üç ayaklı olan nedir?” Bilmecenin yanıtı, yalnızca Thebai kentini kurtarıp Oidipus’un kaderini şekillendirmez; aynı zamanda Batı düşüncesinin temel anlatısına işaret eder. Zira insan, ilk kez bu bilmeceyle başlayarak yüzyıllar boyunca felsefenin, sanatın ve bilimin merkezine yerleşir; hakikatin ölçüsü hâline gelir. Antik Yunan’dan bugüne dünyanın anlamını kuran özne, varlığın temel ölçeği ve bilginin ayrıcalıklı sahibi olarak kabul edilir. Ne var ki, Oidipus'un trajedisi bilmeceyi yanıtlamasında değil, kendi varoluşunun bilmecesini çözememesidir.
Bugün aynı bilmece yeniden gündemde. Ancak bu kez bilmece, insan ile hayvan arasında duran mitolojik bir yaratık tarafından değil, insan ile insan olmayan arasında duran bir hayaletten; algoritmalar ve yapay zekâ sistemlerince yöneltiliyor. Sfenks’in bilmecesi çağlar boyunca varlığını korurken, insan, Thebai’ye yürüyen Oidipus gibi kendi kehanetine doğru ilerliyor.
İnsan-sonrası bir dünyada insan nedir?
Yapay veya “insansı” zekâ, sibernetik ağlar, nano-biyoteknolojilerden beslenen teknolojik dönüşüm ve “dördüncü sanayi devrimi” bir süredir kendi estetiğini inşa ediyor; bu kırılma, sanatın düşünsel ve biçimsel düzeylerinde de hissediliyor. Bilgi işlem sistemleri toplumları dönüştürürken, bilimkurguyu bilime dönüştürme vaadiyle her geçen gün öğrenme hızını artıran yapay zekâ, kinetik sanattan hesaplamalı görüntü üretimine uzanan bu hatta Batı sanat tarihinin yüzyıllardır insanı merkeze alan mirasına musallat olan bir hayalet gibi, insan-sonrası estetiğin dokusunu şekillendiriyor.
Memo Akten, Dalgalar 2.0: Toprak, 2023,
Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu; Sergiden görünüm, Borusan Contemporary, 2026
T.S. Eliot, Dört Kuartet’te geçmişin, şimdinin ve geleceğin birbirinin içinde yankılandığını söyler. Perili, bu katmanlı zamanın içinde geziniyor. Onun hayaletleri, geçmişten bugüne ulaşan izlerle birlikte henüz gerçekleşmemiş olasılıkların, tamamlanmamış geleceklerin ve hatırlanmayı bekleyen zamanların da yankılarıdır. Jacques Derrida'nın işaret ettiği gibi, hayalet yalnızca geri dönen değil, henüz gelmemiş olandır. Veri izleri, hareketli yapılar ve etkileşimli sistemler, Perili Köşk’ün yeni bilinmezleri olarak izleyiciyi yeterince gerçek ama eksik, tanıdık ama öznesiz bir dünyayla karşı karşıya bırakıyor. Tıpkı unutulamayan bir sevgili, peşinizi bırakmayan bir hatıranın tekinsizliği ya da Thebai yolundaki Sfenks gibi.
İnsanın sınırlarını aşmaya yönelik teknolojik tahayyülleri ile çağdaş sanatın nesneyi aşmaya dönük soyutlama arayışları, galeri mekânlarında ortak bir küratöryel hatta kesişirken, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserler tekinsizlik ile aşkınlık, esrime ile deney, görüntü ile iz, yokluk ve mevcudiyet arasında gelişen gerilimli bir zeminde bir araya geliyor. Ses, hareket, ışık ve veri aracılığıyla şekillenen bu tezahürler, insan-sonrası estetiğin kısa tarihine insan merkezli bir bakış sunarken, algı, özne ve gerçeklik kavramlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.
Batı düşüncesi, iki bin beş yüz yıl önce insanı bir bilmeceyle tanımlamıştı; Thebai'nin kapısında sorulan bilmece aradan geçen yüzyıllara rağmen hâlâ cevap bekliyor. Ancak bugün değişen, bilmecenin kendisi değil, onu soran. “Henüz gelmemiş olan” kadar, geçmişten bugüne taşınan hayaletlerle de meskûn bu dünyada Perili, Sfenks’in izini veri akışlarında ve görünmez ağlarda sürüyor. Belki de Sfenks hiçbir zaman gerçekten kaybolmadı; her çağın teknolojisiyle birlikte yeni bir surete büründü. Bugün, insan için asıl mesele, makinelerin düşünmeye başlamasından çok, insanı tanımlayan kadim bilmecenin tek bir cevabı olup olmadığını yeniden düşünmektir.
YAZAR HAKKINDA
Dr. Kumru Eren kültür varlıkları alanında iş geliştirme, koleksiyon ve varlık yönetimi üzerine uzmanlaştı; ulusal ve uluslararası koleksiyon ve kurumlarda danışmanlık ve program yürütücülüğü yaptı. “Türkiye’de Çağdaş Sanatta Küreselleşme” fenomenini Jean-Luc Nancy düşüncesi üzerinden savunduğu teziyle doktor ünvanını alan Eren, Marmara Üniversitesi’nde “Eleştirel Sanat Kuramları” dersi verdi. Sergi katalogları ve sanatçı monografilerinin yanı sıra Istanbul Art News, Artam, Varlık, Hürriyet Kitap Sanat ve Hürriyet Seyahat gibi kültür sanat yayınlarında da makale, eleştiri ve izlenim yazıları yayımlandı. Hâlen Borusan Contemporary’nin artistik ve yönetsel direktörlüğünü yürüten Eren, AICA Türkiye (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye), Ulay Vakfı'nın Dostları, IACCCA (Uluslararası Kurumsal Çağdaş Sanat Koleksiyonları Birliği), Baksı Kültür Sanat Vakfı, Baksı Platformu ve TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi üyesidir.